Makpa Genel Müdürü M. Ali Sözmen ile 1984’ten bugüne uzanan köklü bir sektör yolculuğunu, profesyonel mutfaklara stratejik bakış açısını, anahtar teslim projelerdeki liderlik anlayışını ve Food Design Atelier ile hayata geçirilen deneyim odaklı showkitchen konseptini konuştuk.
Makpa, 1984’ten bu yana endüstriyel mutfak sektöründe faaliyetine devam ediyor. Bu köklü geçmişi kısaca bizimle paylaşabilir misiniz? Sizin bu sektörle tanışmanız nasıl oldu?
Makine mühendisliği eğitimi almış biri olarak meslek hayatıma teknik disiplin ve proje odaklı bir bakış açısıyla başladım. Kariyerim boyunca yalnızca kendi uzmanlık alanımla sınırlı kalmayıp, gelişen koşullara ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre kendimi sürekli yenilemeyi ve farklı sektörlerde derinleşmeyi ilke edindim. Turgut Özal döneminde hayata geçirilen turizm teşvikleriyle birlikte Türkiye’de turizm yatırımlarının hız kazanması, beni bu alana yöneltti. Her ne kadar makine mühendisi olsam da turizm ve özellikle mutfak sektörü gibi özel uzmanlık gerektiren bir alanda başarılı olabilmek için kendimi bu konuda geliştirmem gerektiğini öngördüm. Bu doğrultuda FCSI (Food Service Consultants Society International)’a üye oldum; toplantı, seminer ve eğitimlere aktif olarak katıldım. Aldığım bu eğitimler, özellikle mutfak projelendirmesi alanında bana çok önemli katkılar sağladı. Bu birikimle birlikte mutfak sektörüne ciddi anlamda adım attık ve profesyonel hizmet vermeye başladık. Bugün projelendirme, danışmanlık ve uygulama alanlarında faaliyet gösteriyor; sektörün en iyi markalarıyla iş birlikleri kurarak hizmet kalitemizi sürekli daha üst seviyelere taşıyoruz. Sektörel gelişime katkı sunmayı her zaman önemsedim. Bu kapsamda Türkiye’de TÜSİD’in kuruluşuna öncülük ettim. Yurt dışında ise Avrupa Yiyecek Ekipmanları Distribütörleri Derneği (EFEDA) Yönetim Kurulu bünyesinde dört yıl başkanlık yaparak hem ülkemizi temsil etme hem de uluslararası sektörde deneyim kazanma fırsatı buldum. Birçok kuruluş ve kurumdan aldığım ödüllerin yanı sıra, benim için özel bir anlam taşıyan başarılardan biri de NAFEM (North American Association of Food Equipment Manufacturers)’den aldığım fahri doktoradır. Benim iş felsefem her zaman nettir: Eğer bir işi yapıyorsanız, onu en doğru şekilde ve en iyisini hedefleyerek yapmalısınız. Türkiye’de mutfak sektörünün gelişimi de turizm teşviklerinin başlamasıyla birlikte, hem yerli yatırımcıların hem de yabancı işletmecilerin artan talepleri doğrultusunda ciddi ve profesyonel bir boyuta ulaştı. Bu noktada, doğru yatırımlara hizmet verebilmek için yalnızca teknik bilgiye sahip olmanın yeterli olmadığını; aynı zamanda belirli bir kültüre, vizyona ve bakış açısına sahip olunması gerektiğine inanıyorum. Ben de bu anlayışla, kendi iş felsefemi merkeze alarak hareket ettim. Farklı düşünmek, yaratıcı olmak ve her zaman doğru olanı yapmak temel prensibim oldu. Elbette tüm bunların sağlam bir altyapıya dayanması gerekiyordu. Gerek mühendislik hizmetleri gerekse teknik ve işletme ihtiyaçlarını karşılayacak doğru projelerin üretilmesi bu sürecin en önemli parçasıydı. Yurt dışında aldığım eğitimler ve gerçekleştirdiğim sektör ziyaretleri; hangi ekipmanların nerede ve ne zaman kullanılmasının daha doğru olacağını tespit etmemde büyük rol oynadı. Hangi pişirme ünitelerinin hangi mutfaklarda daha verimli olacağı, soğutma sistemlerinin nerelerde uygun olup olmadığı gibi tüm detayları titizlikle ele aldık. Ekipman ve malzeme seçimlerini her zaman doğru ihtiyaç analizine göre yaptık. Bu özveri ve titizlikle ilk günden bugüne aynı anlayışla çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Makpa sadece mutfak ekipmanı satışı değil; proje, montaj, bakım ve satış sonrası servis gibi geniş kapsamlı çözümler sunuyor. Bu çok yönlü hizmet anlayışınızı ve “anahtar teslim proje” servisinizi HM Gazete okuyucularıyla paylaşabilir misiniz?
Makpa‘yı kurarken çıkış noktam çok netti: Profesyonel mutfakları yanlızca ekipmanlardan değil, işletmenin başarısını doğrudan etkileyen stratejik yapılar olarak ele almak. Bugün hala tüm kararlarımızı bu bakış açısıyla alıyoruz. Makpa‘nın hikayesi, sektörde yıllar içinde edindiğimiz saha tecrübesiyle şekillenen ve mutfağı yalnızca ekipmanlardan oluşan bir alan değil, işletmenin kalbi olarak görmek. Bu bakış açısı, bugün Makpa‘nın tüm proje ve hizmet anlayışının temelini oluşturuyor. Biz Makpa olarak hiç bir zaman sadece satış odaklı bir anlayış benimsemedik. Projelere en başından dahil olmayı, yatırımcıyı dinlemeyi ve ihtiyacı doğru analiz etmeyi öncelik haline getirdik. Teknik projelendirme, ekipman seçimi, üretim, montaj ve devreye alma süreçlerinin tamamını kendi ekibimizle ve kendi sorumluluğumuzda yürütüyoruz. Liderlik benim için, süreci uzaktan izlemek değil; her aşamada sorumluluk almak demek. ”Anahtar teslim proje” yaklaşımımız da bu anlayışın doğal bir sonucu. Bizim için anahtar teslim, işin sadece zamanında bitmesi değil; mutfağın ilk günden itibaren verimli, güvenli ve sürdürülebilir şekilde çalışmasıdır. Proje teslim edildikten sonra da müşterilerimizle bağımız kopmaz. Satış sonrası servis, bakım ve teknik destek hizmetlerimizle mutfağın arkasında durmaya devam ederiz. Bugün geriye dönüp baktığımızda; otellerden restoran zincirlerine, endüstriyel tesislerden butik projelere kadar birçok başarılı mutfağın arkasında Makpa imzasını görmek bizim için en büyük gurur kaynağı. Her projede edindiğimiz deneyimi bir sonraki işe taşıyor, her yeni mutfağı da kendi hikayemizin bir parçası olarak görüyoruz.
Makpa Food Design Atelier projesiyle sektöre yeni bir deneyim alanı kazandırdınız. Bu tarz konseptlerin endüstriyel mutfak sektörüne ne gibi yenilikler getirdiğini düşünüyorsunuz? Showroom yerine “showkitchen” konsepti oluşturmak markanıza nasıl yansıdı?
Bir işletmenin başarılı olabilmesi yatırımlarının doğru yapılmasıyla başlıyor. Örneğin yeni bir restaurant açılacakken muhakkak fizibilitesi ve iş programı yapılmış olmalıdır. Bunlar pozitif değer gördüğü taktirde proje safhasına geçilir. Burada yine konusunu iyi bilen mutfak proje danışmanı ile çalışmasında büyük fayda vardır. Her şeyin en başında Food Design Atelier fikrini hayata geçirmeyi düşündüğüm ve sektöre yeni bir deneyim kazandırmayı hedeflediğim dönemde aynı zamanda nasıl bir liderlik anlayışıyla hareket ettiğimi de ortaya koydum. Bunu biraz açacak olursam; önüme çok sayıda proje geliyor, sadece toplam rakamına göre karar veriliyor, bir zaman sonra başarısız oluyor ya da kıt kanaat devam ediyor. Ben hiçbir zaman kararlarımı yalnızca toplam rakamlar üzerinden vermedim. Kısa vadede cazip görünen ama uzun vadede sürdürülebilir olmayan, zamanla başarısızlığa ya da zoraki şekilde devam etmeye mahkum işlerin içinde yer almayı doğru bulmadım ve bulmuyorum. Bu duruşu yalnızca kendi adıma değil, birlikte yol aldığım iş ortaklarıma da benimsetmeye çalışıyorum. Show kitchen fikri birazda bu bakış açısıyla doğdu. Burada amaç, işleri masa başında varsayımlar üzerinden değil; uygulamalarla ölçerek, test ederek ve deneyimleyerek değerlendirmek. Herkesin kendi içinde bu süreci sorgulamasına, istişare etmesine ve gireceği yolu netleştirmesine imkan tanıma. Çünkü doğru liderlik, hızlı karar vermekten çok, doğru karar için doğru zemini oluşturabilmektir. Benim için bir işi sadece yapmak için yapmak yeterli değil, o işin arkasında durabilmek, onu hissederek yapmak ve uzun vadeli değer üreteceğine inanmak gerekir. Bu yaklaşımın verimliliği ve başarıyı tamamen farklı bir seviyeye taşıdığına inanıyorum. Food Design Atelier ve showkitchen konsepti, bu liderlik anlayışının sektöre yansımış somut bir ifadesidir.

Özetle ürünlerimizi sadece sergilemek değil onları gerçekten yaşatmak isteğim fikriyle şeflerin gelip deneyimleyebileceği, üretime dahil olabileceği bir alan kurmak istedik ve yaptık. Show kitchen bir nevi açık mutfak konseptidir. Bu mutfakta operasyon ve görsellik çok önemlidir. Proje şefin istediği özelliklerle hazırlanır. Biz show kitchen konseptinde İtalian Marrone ile çalışıyoruz. Firmayla şefe özel tamamen isteği doğrultusunda özel üretimler yaptık. Hatta üniteleri istenilen renklerde yaptırdık. Kısaca mutfaklara renk getirmiş olduk. Sonuç olarak ise Makpa, ziyaretçilerle daha doğal ve güçlü bir bağ kurdu. Bu da markamızı daha ulaşılabilir, daha ilham veren bir noktaya taşıdı. Mutfak sektöründe yine ilklere imzamızı atıp deneyim odaklı yeni bir bakış kazandırdık. Bu sayede ürünlerimiz yalnızca sergilenmedi aynı zamanda test edilebilme olanağını iş ortaklarına sağlamış oldu.
Makpa‘nın yalnızca ürün sunan değil deneyim ve çözüm üreten bir marka olduğunu güçlü şekilde yansıttı, farkımızı bir kez daha gösterdi. Makpa olarak başarımızın sırrı; teknik bilgiyle sahadaki gerçek deneyimi, profesyonellikle samimi iş ilişkilerini bir arada yürütebilmemizde yatıyor. Yalnızca takip eden değil, yön veren; teknik bilgiyle saha deneyimini birleştiren; güvenirliği ve kaliteyi standart haline getiren bir marka olmak. Biz büyürken, birlikte çalıştığımız işletmelerin de bizimle birlikte büyümesini önemsiyoruz.
Kıssadan hisse Makpa olarak liderliğimizi, yalnızca büyüklüğümüzle değil; işimize duyduğumuz sorumluluk, müşterilerimize karşı şeffaf duruşumuz ve her projede daha iyisini hedefleyen vizyonumuzla tanımlıyoruz.

