Duru Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Emin Duru ile yaptığımız röportajda; 1935’ten bu yana Türkiye’nin bulgur ve bakliyat üretimindeki öncü konumunu, profesyonel mutfaklara yönelik özel ürünlerini ve sürdürülebilir tarım projelerini konuştuk.
Duru Gıda, 1935’ten bu yana Türkiye’nin önde gelen bulgur ve bakliyat üreticilerinden biri olarak biliniyor. Öncelikle Duru Gıda’nın geçmişini ve yönetim kurulu başkanlığını ne zamandan beri sürdürdüğünüzü öğrenebilir miyiz?
Duru Gıda’nın temelleri 1935 yılında Karaman’da, Ziya Duru tarafından atılmıştır. Türkiye’de bulguru sofralara yeniden kazandırmak ve dünyaya tanıtmak amacıyla yola çıkan şirketimiz, kurulduğu günden bu yana bu alandaki öncü konumunu sürdürmektedir. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini ise 2019 yılından bu yana yürütmekteyim.
Bugün Duru Gıda olarak üretim ve işleme faaliyetlerimizi modern tesislerimizde, geleneksel değerlerimizi koruyarak sürdürüyoruz. Karaman’ın Zengen köyünden çıkarılan taşlarla oluşturulan geleneksel doğal taş değirmen sistemini modern teknolojiyle birleştirerek sektörde farklılık yaratıyoruz.
Karaman’da 6 tesisimiz bulunmakta olup günlük 610 ton, yıllık 183.000 ton bulgur ve bakliyat üretim kapasitesine sahibiz. Edirne’deki tesisimiz ise günlük 60 ton, yıllık 18.000 ton kapasiteyle faaliyet göstermektedir. Toplam 167.470 m² alanda konuşlanan tesislerimizle, günlük 305 ton bulgur paketleme kapasitesine ulaşarak dünyanın en büyük paketlenmiş bulgur üretim hattına sahibiz.
Sürdürülebilir tarıma verdiğimiz desteğin en güçlü göstergelerinden biri olan Ahmet Buğdayı Projemizi de tamamladık. Anadolu’nun 2 bin yıllık genetik mirasını taşıyan ata tohumu Ahmet Buğdayı’nı yeniden üretime kazandırmak amacıyla 2018 yılında başlattığımız Ar-Ge ve ıslah çalışmalarını başarıyla tamamladık. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ile yürüttüğümüz üniversite–sanayi iş birliği, yerli buğday çeşitlerinin korunması ve sürdürülebilir üretim modellerine entegre edilmesi açısından Türkiye’de örnek bir uygulama olmuştur.

Profesyonel Mutfaklara Özel Ürünler
Duru Gıda olarak nihai tüketicilere ulaşmanın yanı sıra Horeca’ya yani profesyonel mutfaklara da hizmet veriyor musunuz? Eğer veriyorsanız Horeca kanalındaki hedeflerinizi ve Horeca’ya yönelik ürünlerinizi kısaca anlatabilir misiniz?
Duru Gıda olarak yalnızca nihai tüketicilere değil, aynı zamanda profesyonel mutfaklara da güçlü bir şekilde hizmet veriyoruz. Horeca kanalı, stratejik olarak önem verdiğimiz ve her geçen gün daha da büyütmeyi hedeflediğimiz bir alandır.
Bugün Horeca tarafında 8 özel bayimiz ve 5 depomuz ile hizmet sunuyoruz. Bunun yanı sıra paketli ürünlerimizi dağıtan bayilerimiz de profesyonel mutfaklara ulaşmamızda önemli bir rol üstleniyor. Güçlü dağıtım ağımız sayesinde ürünlerimizi hızlı, düzenli ve güvenilir bir şekilde işletmelere ulaştırıyoruz.
Horeca’ya yönelik ürün portföyümüzde özellikle 25 kg’lık bulgur ve bakliyat çeşitlerimiz öne çıkıyor. Profesyonel mutfakların yüksek hacimli ve standart kalite beklentilerine uygun olarak sunduğumuz bu ürünlerin yanı sıra, catering firmaları için özel olarak ürettiğimiz 2.500 gramlık haşlanmış bakliyat ürünlerimiz de büyük ilgi görüyor. Bu ürünlerle, işletmelere operasyonel kolaylığın yanı sıra zaman tasarrufu da sağlıyoruz. Aynı zamanda, lezzet ve kalite standartlarımızdan da ödün vermiyoruz.
Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Horeca kanalındaki bayi sayımızı artırarak daha fazla profesyonel mutfağa ulaşmak ve bu alandaki etkinliğimizi güçlendirmek.
Duru olarak, sofralara ulaşan her üründe olduğu gibi, profesyonel mutfaklarda da doğallık, kalite ve sürdürülebilir lezzet anlayışımızı ön planda tutmaya devam edeceğiz.
Ata Tohumu Ahmet Buğdayı ile Sürdürülebilir Tarım
Sürdürülebilir tarım, ata tohumlarının korunması ve yerli üretici desteği gibi projeler yürütüyorsunuz. Bu çalışmaların hem tarım sektörüne hem de Horeca profesyonellerine etkileri nelerdir?
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz ve başarıyla sonuçlanan ata tohumu Ahmet Buğdayı Projesi, yerli buğday çeşitlerinin korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir üretim modellerine entegre edilmesi açısından Türkiye’de örnek uygulamalardan biri oldu. Duru Gıda’nın 91 yıllık üretim tecrübesinden hareketle kurgulanan projede, bulgur kalitesiyle bilinen yerli Ahmet Buğdayı tohumları çiftçilerin ambarlarından temin edildi.
Türkiye’de ilk kez uygulanan hızlı ıslah yöntemi sayesinde, klasik yöntemlerle uzun yıllar sürebilecek tohum geliştirme süreci yaklaşık iki yıl içinde tamamlandı.
Geliştirilen yeni nesil tohumlar, arazi denemeleri ve kalite analizlerinin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tescil edildi. Geliştirilen tohumlar Karaman başta olmak üzere İç Anadolu’da çiftçilerle buluşturuldu. Geniş alanlarda yapılan deneme ekimlerinde dekara 800–850 kilogram seviyelerinde verim elde edilmesi, tohumların tarımsal performansını ve ekonomik uygulanabilirliğini ortaya koydu. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, sertifikalı tohumluk üretimi için profesyonel tohumculuk firmalarıyla iş birlikleri hayata geçirildi ve adaptasyon çalışmalarının farklı bölgelerde sürdürülmesi planlandı. Geliştirilen tohumlardan, Duru’nun üretim tesislerinde endüstriyel ölçekte yüksek tonajlı bulgur üretimleri gerçekleştirildi. Yapılan laboratuvar analizleri ve tüketici testleri, elde edilen bulgurların lezzet, yapı ve işlenebilirlik açısından yüksek performans sunduğunu ortaya koydu.
bir sonraki sayıda devam edecek…

