Polonez, Şarküteri Sektörünü Yeniden Tanımlıyor

Polonez, Şarküteri Sektörünü Yeniden Tanımlıyor

Polonez Satış ve Pazarlama Direktörü Andaç Günsoy ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı röportajda, markanın Horeca ve perakende kanalındaki büyüme stratejileri, ürün portföyündeki dönüşüm ve değişen tüketici beklentilerine verilen yanıtları ele aldık.

Günsoy, markanın güçlü konumunu destekleyen satış ve pazarlama yaklaşımını, sektör dinamiklerine uyum sağlama biçimini ve geleceğe yönelik hedeflerini kapak röportajımızda detaylarıyla değerlendirdi.

Polonez, Türkiye’de işlenmiş et ve şarküteri kategorisinde güçlü bir marka olarak biliniyor. Polonez’i bize kısaca anlatır mısınız? Siz bu yapı içinde hangi görev ve sorumlulukları üstleniyorsunuz?

Polonez, 1986 yılından bu yana Türkiye işlenmiş et ve şarküteri sektörünün öncü markalarından biri olarak faaliyet gösteriyor. İstanbul Çatalca’daki üretim tesisimizde yıllık 12 bin ton kapasiteyle; sosisten salama, sucuktan pastırmaya, kavurmadan gurme ürünlere uzanan geniş bir portföy sunuyoruz.

Ancak bizi yalnızca köklü bir üretici marka olarak tanımlamak yeterli olmaz. Polonez’i farklılaştıran en önemli unsur; geleneksel şarküteri kategorisini değişen tüketici ihtiyaçları doğrultusunda dönüştüren markalardan biri olmamız. Bugün sadece lezzet değil; içerik, besin değeri, kullanım kolaylığı ve yaşam tarzına uygunluk da tüketici tercihlerini belirliyor. Biz de bu dönüşümü erken okuyarak Ar-Ge yatırımlarımızı bu yönde şekillendirdik.

Bu yaklaşımın sonucu olarak geliştirdiğimiz Fit Yaşam serimiz; düşük yağ, yüksek protein özellikleriyle daha bilinçli beslenmeyi tercih eden tüketicilere hitap ediyor. Bunun yanında ürün portföyümüzün büyük bölümünü glutensiz hale getirerek sektörde önemli bir dönüşüme öncülük ettik. Premium segmentte ise yüksek et içerikli gurme sosisler ve özel füme ürünlerle farklılaşan bir yapı kurduk.

Ben de Polonez’de Satış ve Pazarlama Direktörü olarak; markanın büyüme stratejisinin oluşturulması, satış kanallarının geliştirilmesi, ürün konumlandırma, pazarlama iletişimi ve tüketici iç görülerinin ticari stratejiye dönüştürülmesi süreçlerinden sorumluyum. Temelde görevim, Polonez’in güçlü mirasını geleceğin tüketici beklentileriyle buluşturmak.

Horeca sektöründe Polonez bugün nasıl bir konumda yer alıyor? Bu kanala sunduğunuz ürün grupları nelerdir?

Horeca kanalı, Polonez’in stratejik büyüme alanlarından biri. Bugün bu alanda yalnızca ürün tedarik eden bir marka değil, profesyonel mutfaklar için çözüm ortağı olarak konumlanıyoruz. Hem Polonez hem de Polonez Chef markalarımızla; restoranlardan otellere, kafe zincirlerinden hızlı servis restoranlarına kadar geniş bir müşteri kitlesine hizmet veriyoruz.

Bu kanalda fark yaratan en önemli gücümüz, standart kabul görmüş ürün sunmanın ötesine geçebilmemiz. Profesyonel mutfakların operasyonel ihtiyaçlarını anlayarak; gramaj, kesim şekli, içerik formülasyonu, pişirme performansı ve kullanım senaryolarına göre özelleştirilmiş çözümler geliştirebiliyoruz. Bu da bizi klasik tedarikçi rolünün ötesine taşıyor.

Ürün portföyümüzde; sosis, salam, sucuk, pastırma ve şarküteri ürünlerinin yanı sıra profesyonel mutfaklara özel geliştirilen büyük ambalajlı, yüksek verimlilik sağlayan ve operasyon kolaylığı sunan çözümler bulunuyor.

Horeca tarafında temel önceliğimiz ise çok net: Profesyonel mutfakların ihtiyaç duyduğu standardizasyonu, ürün sürekliliğini ve güvenilir kaliteyi her teslimatta aynı şekilde sağlayabilmek. Çünkü bu segmentte lezzet kadar operasyonel güven de kritik önem taşıyor.


Son yıllarda Horeca sektöründe ürün seçimi sadece lezzetle değil, kalite standardı ve süreklilikle de değerlendiriliyor. Siz bu değişimi nasıl görüyorsunuz?

Profesyonel mutfaklarda ürün tercih kriterleri son yıllarda belirgin şekilde değişti. Artık yalnızca lezzetli bir ürün sunmak yeterli değil; her siparişte aynı kaliteyi verebilmek, tedarik sürekliliğini sağlamak ve operasyonel standartları desteklemek de en az lezzet kadar kritik hale geldi. Özellikle zincir restoranlar ve çok şubeli işletmeler için standardizasyon, marka deneyiminin ayrılmaz bir parçası.

Bu nedenle Horeca tarafında üretici markalardan beklenen rol de değişiyor. İşletmeler artık yalnızca ürün değil; güvenilir süreç, öngörülebilir kalite ve kesintisiz tedarik yapısı satın alıyor.

Polonez olarak biz bu dönüşümü çok önceden öngördük. Üretim süreçlerimizi yalnızca lezzet odağında değil; ölçülebilir kalite, izlenebilirlik ve sürdürülebilir standart yaklaşımıyla yapılandırıyoruz. Hammaddenin tesise girişinden nihai ürünün sevkiyatına kadar tüm süreçler sıkı kalite kontrol protokolleriyle yönetiliyor.

Uluslararası kalite ve gıda güvenliği standartlarına uygun üretim alt yapımız, güçlü tedarik planlamamız ve operasyonel disiplinimiz sayesinde; müşterilerimize her zaman aynı kaliteyi, aynı güvenle sunabiliyoruz. Horeca tarafında uzun soluklu iş birliklerinin temelinde de bu güven yatıyor.


Profesyonel mutfaklardan gelen talepler ürün geliştirme sürecinizi nasıl etkiliyor? Şefler ve işletmeler en çok hangi ürünlerinize ihtiyaç duyuyor? Şefler ve sektör profesyonelleri iş birlikleriniz var ise anlatabilir misiniz?

Profesyonel mutfaklar bizim için yalnızca bir satış kanalı değil, aynı zamanda çok değerli bir inovasyon kaynağı. Şeflerden ve işletmelerden gelen geri bildirimler, ürün geliştirme süreçlerimizi doğrudan şekillendiriyor. Çünkü Horeca sahası, değişen tüketim alışkanlıklarını ve operasyonel ihtiyaçları en hızlı gözlemleyebildiğimiz alanlardan biri.

Bugün profesyonel mutfakların beklentisi yalnızca lezzetli ürün değil; aynı zamanda hızlı hazırlanabilen, standart porsiyon sunabilen, verimlilik sağlayan ve farklı menülere kolay adapte olabilen çözümler. Bu doğrultuda ürün geliştirme süreçlerimizde kullanım senaryosu, pişirme performansı, porsiyon kontrolü ve operasyonel kolaylık gibi kriterleri de dikkate alıyoruz.

Özellikle sosis gruplarımız, özel kesim şarküteri ürünlerimiz ve gurme segmentteki yenilikçi ürünlerimiz profesyonel mutfaklarda yoğun ilgi görüyor. Premium burger, brunch, artisan sandviç ve modern kahvaltı konseptlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte yüksek et oranlı, farklılaştırılmış ürünlere olan talebin de arttığını görüyoruz.

Şeflerle ve sektör profesyonelleriyle birebir temas halinde kalarak ürünlerimizi birlikte geliştiriyor, gerektiğinde onların operasyonlarına özel çözümler tasarlıyoruz. Bu iş birliği modeli, Polonez’in ürün inovasyonunda en önemli beslenme kaynaklarından biri.

İşlenmiş et kategorisinde güven çok kritik bir konu. Polonez bu güveni sağlamak ve korumak için hangi alanlara öncelik veriyor? Bu alandaki çalışmalarınız ve Ar-Ge süreçlerinden bahsedebilir misiniz?

İşlenmiş et kategorisinde güven, yalnızca nihai ürünün lezzetiyle değil; hammaddenin seçiminden üretim prosesine, reçetelendirmeden paketlemeye kadar tüm sürecin aynı disiplinle yönetilmesiyle inşa edilir. Biz Polonez olarak güveni, üretimin her aşamasına yayılan bütünsel bir kalite anlayışıyla ele alıyoruz.

Bu yaklaşımın temelinde güçlü bir Ar-Ge ve kalite altyapısı yer alıyor. Ar-Ge merkezimizde görev yapan gıda alanında deneyimli Ar-Ge mühendislerimiz ile; yalnızca yeni ürün geliştirmiyor, mevcut ürünlerimizi de değişen tüketici beklentileri ve beslenme trendleri doğrultusunda sürekli iyileştiriyoruz.

Fit Yaşam serimiz, glutensiz ürünlerimiz, azaltılmış sodyumlu formülasyonlarımız ve premium gurme ürünlerimiz bu yaklaşımın somut çıktıları. Bizim için Ar-Ge, dönemsel trendleri takip eden bir fonksiyon değil; markanın büyümesini ve geleceğe hazırlanmasını sağlayan stratejik bir yapı. Kalite tarafında ise hammaddeden nihai ürüne kadar tüm süreçler sıkı kontrol mekanizmalarıyla yönetiliyor. Üretimde standardizasyonu korumak adına reçetelendirmeden proses yönetimine kadar tüm aşamalar analitik ve ölçülebilir sistemlerle ilerliyor. Bu disiplin sayesinde Polonez tüketicisi ve iş ortakları her seferinde aynı kalite ve lezzeti deneyimliyor.

Kısacası bizim için güven; söylemle değil, süreç disipliniyle inşa edilen bir değer.


Önümüzdeki dönemde hem gıda sektörü hem de Horeca tarafında nasıl bir büyüme ve dönüşüm öngörüyorsunuz? Polonez olarak bu değişime nasıl hazırlandığınızı HM Gazete okuyucularına anlatabilir misiniz?

Önümüzdeki dönemde hem perakende hem de Horeca tarafında daha bilinçli, daha seçici ve daha fonksiyonel bir tüketim anlayışının güçleneceğini öngörüyoruz. Tüketiciler artık yalnızca ürünün lezzetine değil; içeriğine, besin değerine, kullanım kolaylığına ve üretim standardına da dikkat ediyor. Bu değişim, işlenmiş et kategorisini de dönüştürüyor.

Horeca tarafında ise operasyonel verimlilik, standardizasyon ve menü farklılaştırma ihtiyacı daha da önem kazanacak. Profesyonel mutfaklar hem zaman kazandıran hem de kendi marka deneyimlerini destekleyen yenilikçi ürün çözümlerine yöneliyor.

Biz Polonez olarak bu dönüşümü yalnızca izleyen değil, hazırlığını bugünden yapan bir markayız. Ar-Ge yatırımlarımızı artırıyor, ürün portföyümüzü değişen yaşam tarzlarına ve profesyonel mutfak ihtiyaçlarına göre sürekli geliştiriyoruz. Aynı zamanda üretim teknolojilerimizi ve operasyonel altyapımızı da bu büyümeyi destekleyecek şekilde güçlendiriyoruz.

Hedefimiz; yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan değil, kategorinin geleceğini şekillendiren markalardan biri olmaya devam etmek.

www.polonez.com.tr