Dolfin Gıda Satış Direktörü Hasan Bişgen ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; markanın 30 yılı aşkın süredir dünya mutfaklarını Türkiye’ye taşıyan yolculuğunu, Horeca sektörüne sunduğu çözümleri, profesyonel mutfaklarda yükselen Uzak Doğu lezzetlerini ve değişen tüketici beklentileri doğrultusunda şekillenen mutfak trendlerini değerlendirdik.
Öncelikle HM Gazete okurları için Dolfin Gıda’nın hikâyesini ve sizin şirketteki görevinizi anlatır mısınız?
Dolfin Gıda’nın kuruluş tarihi 1950’lere dayanmaktadır. İlk kurulduğunda gıda dışı sektörlerde faaliyet gösteriyordu. 1995 yılında gıda sektörüne girip dünya mutfaklarının seçkin ve öncü markalarını Türkiye pazarına sunmaya başlamıştır. Bu misyonunu 30 yılı aşkın bir süredir sürdürmektedir. Geldiğimiz noktada Horeca ve perakende sektörlerinin öncü firması olmaya devam etmektedir. Ben de gıda sektörüne ilk girdiği günden itibaren Dolfin Gıda’nın bir parçası olarak satış ve marka yönetimi alanında görev yapmaktayım. Dolfin Gıda’nın Satış Direktörü olarak Türkiye genelinde satış operasyonunu ve distribütör ağının geliştirilmesi, markaların büyüme stratejisinin gelişimini sağlamanın yanında perakende kanalında da markalarımızı tüketici ile buluşturup tanıtımını sağlamaktayım.
HMG okuyucuları için Dolfin Gıda’nın ürün gamı hakkında bilgi verebilir misiniz? Ürün gamınızı oluştururken hangi detaylara dikkat ediyorsunuz?
Ürün portföyümüzü ağırlıklı olarak ithal gıdalar oluşturmakta. Bunun yanında yerli ürünler ile portföyümüzü tamamlıyoruz. Ürün portföyümüz Çin, Tayland, Japon, Teks Mex, İtalyan ve Hint mutfakların temel ürün ve sosları bulunmakta. Ürün gamımızı kalite, sürdürülebilir tedarik, marka gücü ve tüketicilerin ihtiyaçlarını öncelik alarak belirliyoruz. İthal ettiğimiz veya yerli üreticiler ile işbirliği yaptığımız ürünlerin kalite ve yenilikçi yaklaşımı bizim için çok önemli. Türkiye temsilcisi olduğumuz Amoy, Suree, Craying Thaiger, Kara Coconut Water, Gullon, Poco Loco, Vertmont, Un Do Tre, Chef Seasons gibi markalar ile çok uzun yıllara dayanan iş birliğimizin temelinde de bu standartlarımızın belirleyici olduğunu düşünüyorum.

Amoy, profesyonel mutfaklarda Uzak Doğu lezzetlerinin önemli markalarından biri olarak öne çıkıyor. Amoy ürünlerinin Horeca sektöründeki yeri ve önemini detaylıca anlatabilir misiniz? Şefler ve işletmeler bu ürünleri hangi alanlarda kullanıyor?
Amoy Soya ve diğer sosları 30 yılı aşkın süredir Türkiye’ye getirip pazarlama ve satışını yapmaktayız. Amoy, Asya mutfağının köklü markalarından biri. Soya sos çeşitleri, istiridye sos, susam yağı ve pirinç sirkesi başta olmak birçok ürün çeşidini getirmekteyiz. Amoy grubu donuk ürün yatırımı yaparak pazarda farklı bir konumlamaya da geçti. Biz de Amoy markamızın yeni ürünleri olan Çin böreği yufkası, Çin mantısı yufkası, Pekin ördeği yufkası ve Wonton yufkası çeşitlerini donuk olarak Türkiye pazarına sunduk ve umduğumuzun çok üzerinde bir ilgi ile karşılaştık.
Amoy markalı ürünlerimizin kullanımı artık sadece Asya mutfağı ile sınırlı değil. Kebap, balık, tavuk restoranlarının yanı sıra döner restoranları da müşteri portföyümüzde önemli yer tutmaktalar.
Mutfakların yanında ürünümüzü market raflarında da satışa sunup tüketiciye ile buluşturuyoruz. Türkiye genelinde zincir ve yerel marketlerdeki raflarda varız. Şu anda özellikle soya sosu pazarında geldiğimiz noktada birçok uluslararası ve yerli ürün bulunmasının, bizim 30 yılı aşkın süredir pazarda sarf ettiğimiz çaba ve özveri ile olduğunu düşünmekteyim.
Dolfin Gıda genellikle Uzak Doğu mutfağı ve bu alanda çalışan şeflere hitap ediyor. 2026 yılı itibariyle bu alandaki trendlerden ve gelişmeler den bahseder misiniz?
Aslında portföyümüz Uzak Doğu mutfağına sıkışmış değil. Atıştırmalık, glütensiz ve şekersiz ürünlerimiz ile geniş bir yelpazeye sahibiz.
Sorunuza gelirsek, Japon ve Kore mutfağı yükselen bir trende sahip. Ben yakın zamanda Thai mutfağının da aynı seviyeye ulaşacağını düşünmekteyim. Çin mutfağının da yeri her zaman ilk sıralarda olmuştur ve böyle devam edecektir. Son dönemde sokak lezzetleri de oldukça popüler oldu.
Kore mutfağında Kore BBQ ve Kimchi, Japon mutfağında sushinin yanı sıra diğer deniz mahsulleri, Thai mutfağında Pad Thai yemeklerinin öne çıktığını söyleyebilirim.

Dolfin Gıda’nın oteller, restoranlar, catering firmaları ve profesyonel mutfaklara yönelik güçlü bir dağıtım ağı bulunuyor. Bize dağıtım ağınızdan da bahsedebilir misiniz?
Biz İstanbul’da kendi depomuz ve araçlarımız ile dağıtım yapmaktayız. İstanbul Esenyurt’ta yaklaşık 2.000 paletlik kuru ve soğuk hava depomuz bulunmakta. Biz sadece ürün kalitesinin değil hizmet kalitesinin de müşteri tarafında önemli olduğunu düşünüyor ve biliyoruz. Bu nedenle hızlı ve zamanında sevkiyat konusunda oldukça iyi durumdayız.
İstanbul dışında da tüm Türkiye’ye distribütörlerimiz ile ulaşmaktayız ve şunu belirtmek isterim ki Türkiye genelinde ürün sevk etmediğimiz bir ilimiz yok.
Son yıllarda Türk mutfağında farklı dünya mutfaklarına ve yeni lezzetlere olan ilgi arttı. Dolfin Gıda olarak bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Önümüzdeki dönemde Horeca tarafında hangi mutfak trendlerinin daha fazla öne çıkacağını düşünüyorsunuz?
Son dönemde tüketiciler sadece yemek için restoranları ziyaret etmiyor. Farklı bir deneyim ve hikâye de arıyor. Bence Horeca sektöründe deneyim ve hikâyeyi yerel lezzetler ile harmanlamayı başaran işletmeler öne çıkacaktır. Uzak Doğu mutfağı artık çok daha ulaşılabilir bir konsept haline geldi.


